Liderden Deplasman Zaferi
Zayıflama ilaçları doğru kişilerde etkili oluyor
16.03.2026 - Pazartesi 09:17Kilo vermekte zorlanan birçok kişi son dönemde gündeme gelen yeni nesil zayıflama ilaçlarını merak ediyor. İştahta azalma ve kilo kaybını destekleyen bu ilaçların herkes için uygun bir tedavi yöntemi olmadığını dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “GLP-1 reseptör agonistleri kilo kaybını destekleyen etkili ilaçlar arasında yer alıyor ancak bu tedaviler herkese uygulanabilecek standart bir çözüm olarak görülmemeli. Söz konusu ilaçlar genellikle fazla kilolarından diyet veya egzersiz gibi yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kurtulamayan kişilerde gündeme gelmeli” şeklinde konuştu.
Vücudumuzda GLP-1 adı verilen bir hormon bulunur. Yemek sonrası salgılanan bu hormon tokluk hissini artırır, mide boşalmasını yavaşlatır ve kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. GLP-1 tedavilerinin bu hormonun etkisini taklit eden ilaçlar olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İlhan Tarkun, “Vücut kitle indeksi 30 kg/m² ve üzerinde olan, diyet, egzersiz ve davranış değişikliğine rağmen hedeflenen kilo kaybını sağlayamayan kişiler GLP-1 tedavileri için uygun adaylar arasında yer alır. Bunun yanı sıra vücut kitle indeksi 27 kg/m² ve üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, koroner arter hastalığı, uyku apnesi ya da prediyabet gibi obeziteyle ilişkili ek sağlık sorunları bulunan kişilerde de bu tedaviler önemli bir seçenek olarak değerlendirilir” dedi.
Kalıcı sonuç için yaşam tarzı değişikliği önemli
GLP-1 tedavileriyle ilgili iki yılı aşan izlem çalışmalarının önemli sonuçlar ortaya koyduğunu açıklayan Tarkun, “Bu tedavilerle sürdürülebilir kilo kaybının yanı sıra kalp ve damar sağlığıyla ilgili risklerde azalma, böbrek fonksiyonlarında iyileşme ve prediyabetin gerilemesi gibi olumlu sonuçlar elde edilebiliyor. Ayrıca yağlı karaciğer, kolesterol dengesizlikleri, uyku apnesi ve kalp yetmezliği gibi obeziteyle ilişkili bazı sağlık sorunlarında da iyileşmeler görülebiliyor. Ancak bu kazanımların korunabilmesi için tedavinin mutlaka sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite gibi sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmesi gerekiyor. İlaç bırakıldıktan sonra eski alışkanlıklara dönüldüğünde kilo artışı ve metabolik sorunlar yeniden ortaya çıkabiliyor” dedi.
Sadece kilo değil metabolik riskler de değerlendirilmeli
Obezite tedavisinde asıl hedefin yalnızca kilo vermek olmadığını vurgulayan Tarkun, “Tedavinin önceliği kardiyometabolik riskleri azaltmak, insülin direncini iyileştirmek, organ fonksiyonlarını korumak ve yaşam kalitesini artırmaktır. Aynı zamanda GLP-1 tedavileriyle cerrahi seçenekler arasında karar verilirken sadece tartıdaki rakamlar değil; metabolik göstergeler, eşlik eden hastalıklar, fazla kilonun oluşturduğu fiziksel yük ve kişinin genel yaşam durumu birlikte değerlendirilir. Çoğu zaman metabolik riskler, fazla kilodan daha belirleyici bir rol oynayabilir” dedi.
Cerrahi ve ilaç tedavileri birbirini tamamlayan yöntemler olacak
Önümüzdeki yıllarda obezite tedavisine yaklaşımın değişmesinin beklendiğini ifade eden Tarkun, “Önümüzdeki yıllarda obezite tedavi kılavuzlarının daha fazla kardiyometabolik risk odaklı hale gelmesi bekleniyor. Yani tek bir hormonu değil, birden fazla metabolik yolu hedefleyen yeni ilaçlar, kombinasyon tedaviler ve daha uzun vadeli idame modelleri öne çıkacak. Cerrahi ise daha seçici ve stratejik bir konuma evrilecek. Vücut kitle endeksi yüksek olan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaca erişimde sorun yaşayan hastalarda cerrahi önemini koruyacak. Ayrıca cerrahi ve ilaç tedavileri, rakip değil doğru hastada birbirini tamamlayan yöntemler olarak birlikte kullanılacak” dedi.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı